Dökülecek Dudaklarımızdan

Post Image

Kanlı bir ufuktan dirilmekte 
Çocuk gözlerinden akan bir tanrı 
Yaş: titrek sızı
Güneş yarın nerede doğacak,
Nerede parlayacak sabahın çeşitli boyaları?
Benzer ağıtlar örtmekte iken şehirleri

 

En çok kendi karanlığında büyüyecek gece
Kın: kesik acı
Güneş, topladığında tüm âhları
Haykıracak:
"Ne kılıç parlar ne kan tutar toprağı!"

 

Zaman dağlardan yankılanarak artacak
Kırık bir aynadan doğarken tanrı
Sen: lirik ve katı

 

Kör bir gülüşle yırtılırken gök 
Oğul, unutulmuş bir dil gibi
Köklerinden utanacak
Ayaklarının altından akarken yaşam 
Terketmeyecek ölümü Nuh.
Yanlış yansımalarda kalacak aklı
Kutsal: ruh.

 

Aberasyon, paslı çivilerle 
Çakılırken gözbebeklerine kentin
Çizgi belirlemek adına 
Tebeşir tutan olmayacak tanrı.
Aşermiş solu, sağı
Rüzgarın avcunda bir yanılgı
Yalnız savaşanların öksüz şânı

 

Kadın, eski bir ilahiyi tersinden söyleyecek,
Kayıp: tensel tını
Çocuklar, hangi vebadan kaçtıklarını bilmeden
Bir sabahın eşiğinde, 
Parlamadan çeşitli boyaları,
Hiç doğmamış olacaklar.

 

Bu lohusa dünyaya 
Bir gölge gibi çökecek kelimeler, 
Belki tarih, sahipsiz bir el yazması gibi
Dicleye bırakacak tüm gerçeklerini
İz, içten.
Bittiğinde her şey, 
Dudaklarımızdan dökülecek: 
"Kimse, 
hiçbir zaman, 
hiçbir yerde 
kazanmamıştı zaten."

Yorumlar (0)

Yorum yapmak icin lutfen Giris Yapin veya Kayit Olun.

Henuz yorum yapilmamis. Ilk yorumu siz yapin!

logo

Ikindiye muteakip tutulan bu kayitlar, epistemik bir intiKAL notudur. Keyifli okumalar.